lakabına sonuna kadar sadık kalan Emel Canser’in hikayesi, aslında bir uyarıdır: Bazı kadınlar vardır, siz onları ne kadar paylaşmaya çalışsanız da, hep kendilerine aittir.
Emel Canser, hiçbir zaman bir magazin haberine malzeme olmadı. Hiçbir programda içini dökmedi, hiçbir anı kitabında yapımcıları ifşa etmedi. O, sadece filmlerinde yaşadı ve gerçek hayatında öldü. Bugün, onu arayanlar arasında sadece gerçek Yeşilçam tutkunları ve meraklıları var. yesilcam paylasilmayan kadin emel canser exclusive
Ne yazık ki, Yeşilçam tarihi yazılırken onun gibi "paylaşılmayan" emekçi kadınlar unutulmaya mahkum edildi. Onların hikayeleri, arşivlerde tozlanan yıpranmış film rulolarında saklı kaldı. O, sadece filmlerinde yaşadı ve gerçek hayatında öldü
Bu özel dosyada, Yeşilçam tarihinin en gizemli, en "paylaşılmayan" kadını Emel Canser’i tüm çıplaklığıyla ele alıyoruz. Neden "paylaşılmayan"? Çünkü onun hayatı, bir dedikodu malzemesi olmanın çok ötesinde; kırgınlıklar, terkedilmiş hayaller ve sessiz bir vedanın öyküsüdür. Emel Canser, 1970'li yılların başında Yeşilçam’a adım attı. Uzun boyu, alnına düşen perçemi ve buruk bakışlarıyla kısa sürede dikkat çekti. Ancak onu diğerlerinden ayıran şey, magazin basınına verdiği röportajların azlığı ve özel hayatını kapatma konusundaki kararlılığıydı. Ancak onu diğerlerinden ayıran şey
"Perde Arkasında Yalnız Bir Yıldız: Emel Canser’in Sırları ve Unutulmayan Güzelliği"
Dönemin ünlü magazin yazarlarından biri onun için şu ifadeyi kullanmıştı: "Emel Canser, kamera önünde her şeyini verir, arkasında ise hiçbir şeyini paylaşmaz. O, Yeşilçam’ın paylaşılmayan kadınıdır."